• TARİH: 10.09.2017
Sadeddin Köpek ve Talihsizliklerle Dolu Yaşamı

Sadeddin Köpek ve Talihsizliklerle Dolu Yaşamı

Selçuklu tarihi daima ilgimi çekmiştir. Hal böyle olunca bu ismi duyunca ilgimi çekti haliyle, herkesin sorduğu soruyu sordum kendime; Sadeddin Köpek kimdir? Bu nasıl bir isimdir? Bir insan hele ki Selçuklu veziri olmuş birisi nasıl olur da kendisine köpek denmesine izin verir, Sadeddin Köpek anlamı nedir diye sorarken Sadeddin Köpek hakkında birçok şey öğrenmiş, birkaç kitap karıştırmış olarak buldum kendimi.

Kısaca Sadeddin Köpek kimdir, nedir bahsedeyim. Sadeddin Köpek, Anadolu Seçuklu Devletinde bir döneme damgasını vurmuş devlet adamıdır ayrıca döneminin en önemli mimarlarındandır. Ek olarak avı çok seven ve avda çok maharetli olan Sadeddin Köpek, Emir-i Şikar olarak da anılırdı. İki Selçuklu padişahına hizmet etmiştir. I. Alaeddin Keykubad ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev dönemlerinde devlete birçok hizmette bulunmuştur. Herkesin ve ilk önce benim de sandığım gibi adı Sadeddin, lakabı da köpek değildir. Tam tersidir :) Sadeddin lakabı adı ise Köpek bin Muhammed’dir. Konyada yaptırdığı bir kervansarayda da adı Köpek bin Mehmet olarak geçer ama isminin Köpek bin Muhammed olduğuyla ilgili başka net kayıtlar da mevcuttur. Selçukluda bir döneme damgasını vuran bu adam, öyle ki padişahtan daha büyük yetkilere bile sahip olmuş, tüm devleti yönetmiş, orduda sultan olarak anılmış, desteklediği şehzadeyi tahta çıkarmış bir devlet adamıdır. Ama öyle talihsizdir ki Selçuklu Devleti tahtına Selçuklu hanedanından olmamasına rağmen oturmaya ramak kalmışken bu arzusuna sırf anlık hatalı kararıyla erişememiştir. Devletin hanedanı değişecek diye bekleyen ve Köpek’i tabiri caizse buna azmettirenleri, kendisine ihanet edeceklerini bilmesine rağmen, yine anlık şanssızlıkları yüzünden öldürememiş ve bu da sonunu getirmiştir. Hayatı kısmen Pargalı İbrahime benzer. Bir dönemlerin Makbul Sadeddin Köpek’i bir gece de Maktul Sadeddin Köpek’i oluverir.

Kimdir bu Sadeddin Köpek?

Şimdi biraz detaylara inelim, hayatı hakkında detayları öğrenelim ve bu talihsiz vezirin başına gelenleri inceleyelim. En baştan gidersek,  Sadeddin Köpek, İranlıdır. Yani köken olarak Türk değil Farsdır. İsmiyle ilgili rivayet o kadar çoktur ki, bazılarını yazayım yoksa sadece Sadeddin Köpek ismi ve anlamı isimli yazı yazmam gerekebilir. Sadeddin Köpek‘in yaşadığı yıllar 1200’lü yıllar olması sebebiyle o dönemdeki Türkçeye ve Farsçaya bakmak gerekiyor. Sadeddin Köpek, İran kökenli olsa da aynı Mevlana gibi Konya’da büyümüş, tüm ününü burada edinmiştir. Hatta anne ve babasının Muhammed bin Köpek doğmadan Konya’ya geldiği söylenir. O bakımdan Farsçaya çok bakmamak lazım ama birkaç örnek bu dilden de vereceğim. Rivayetlerden en bilinenleri sırasıyla yazacağım.

Rivayet 1; Farsça ile alakalı rivayetle başlayalım. Köpek İranda, bizdeki kurt neyse o şekilde ilgi gören bir hayvandır ve o sebeple köpek olarak isim verilmiştir.
Rivayet 2; köpek bu vezirin adı değil lakabıdır ve çok sadık olduğu için köpek lakabı verilmiştir. (En saçma rivayet bence budur. Zira köpek ismidir bu kesindir.)
Rivayet 3; öldürülme sebebi ihanet olduğu için köpek lakabı verilmiştir. (Bu da oldukça saçma, zira döneminde daima köpek diye anılırdı, yani öldükten sonra değil, ayrıca köpek adıdır)
Rivayet 4; köpek ismidir ve bildiğimiz köpek anlamına da gelmez.Zira o dönemlerde köpek kelimesi Türkçede yoktur. Türkçede şuan köpek dediğimiz canlıya it denirdi. Bazı kaynaklarda o dönemlerde köpek denmez, kelp denirdi geçer, o da olabilir ama bildiğim kadarıyla kalab ya da kelp Arapça köpek anlamına gelir.
Rivayet 5; köpek ismidir ve bildiğimiz köpek anlamına gelir. Türkçedeki köpek arapçada da yukarıda belirttiğim şekilde kelp anlamına gelir. Neden bu Köpek isminin verildiğine gelirsek Maliki mezhebinde köpek için kurttan türeyen, sadık, temiz ve güçlü olduğu için övgüyle bahsedilir. Maliki olduğu ileri sürülen Köpek bin Muhammed’e de bu isim verilmişt. Hatta Maliki mezhebi ve kelp kelimesi ile  alakalı bir de dörtlük vardır yazmadan geçmeyelim. (Bu rivayet de bence yanlıştır zira içinde yanlışlıklar ve tutarsızlıklar vardır.)
Tahir efendi bana kelp demiş
O ki iltifatı bu sözde zahirdir
Maliki, mezhebimdir zira
Hal bu ki itikadimca da kelp tahirdir.
Rivayet 6; Köpek ismidir ve babası tarafından konmuştur. Anlam olarak da çok güçlü, heybetli ve iri demektir. Köpek kelimesinin anlamını kimse doğru düzgün açıklamamış ben açıklayayım. Sadeddin Köpek hakkında yazılan tüm yazılarda burası es geçilmiştir zira doğru anlama ulaşamamışlardır. Köpek kelimesi, irileşmek, iri olmak, irelmek, kabarmak anlamına gelen köpmek kelimesinden gelir. Köpmek fiilinin isim halidir. Yani köpek, büyük, iri, heybetli anlamlarına gelir. Buradan da Sadeddin Köpek‘in doğumunda iri olduğu anlaşılabilir. Bu iddiayı daha da güçlendirmek de mümkündür. Sadeddin Köpek, 2.Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından tıpkı Pargalı İbrahim gibi hükümdar tarafından çağrıldığı ziyafet sonrasında Sivas Sübaşı(subaşı değil sübaşı – sü asker demektir) ve askerleri tarafından öldürülürken, Sadeddin Köpek; Sivas Sübaşı Husameddin Garacayı onca askerin saldırısına rağmen yaralamış, bir iddiaya göre bir yumruğuyla gözünün birini kör etmiştir. 5-6 askerin saldırısıyla ancak öldürülebilmiştir. Ayrıca Sadeddin Köpek silahsızdır ama askerlerde kılıçlar vardır. (Bu rivayet bence doğrudur. Zira köpek kelimesi Türkçeye ilk girdiği dönemde anlam olarak da it’in büyüğü, irisi anlamında kullanılmıştır. Ayrıca özellikle Selçuklu dönemlerinde Köpek isminin birkaç belgede daha geçtiği biliniyor, bunlardan birisi Artuklu Beyliğinin kurucusu Artuk Bey’in oğlunun adı da Köpek’tir. Ayrıca yine o dönemlerde Bitlis civarında 100 yıl kadar ayakta kalan Türk beyliği Dilmaçoğulları Beyliği beylerinden Köpek bin Hüsem vardır.)

Veee ismi Köpek olan bu vezire de kutlu, mübarek anlamına gelen Sadeddin lakabı verilmiştir ve ismi Sadeddin Köpek olmuştur. Şimdi akıllara gelen soru kim vermiştir bu lakabı? Yine bu anlamda çok rivayet var :) Detaylara çok inmeden yazayım zira çok önemli değil. Köpek bin Muhammed’e Sadeddin lakabını veren ya babası Muhammed bin Veli ya Selçuklu halkı ya da de onu çok seven 2.Gıyaseddin Keyhüsrevdir. İlk rivayete göre babası o doğduğunda Köpek’in mavi gözlerine bakıp ailemizde hiç gök gözlü er yoktu, bu ne kutlu gündür demiştir ve lakabı ilk o zaman konmuştur. Buradan da anlayacağımız üzere Sadeddin Köpek‘in gözleri mavidir. Bu önemli midir bilmem ama bir yerde daha geçiyordu bu rivayetin dayandığı noktalardan birisiydi ve yanlış hatırlamıyorsam Köpek’e atfedilen şiirin bir mısrasında Sadeddin Köpekten ”gök gözlü namerd” olarak bahsediyordu. Diğer rivayette de 2.Gıyaseddin’i tahta çıkardığı için ve tüm devlet işlerini onun adına yürüttüğü için 2.Gıyaseddin Keyhüsrev ona bu lakabı vermiştir. Son rivayet de halk tarafından ”mübarek adam” tanımıyla bu unvanın verildiğidir zira Köpek bin Muhammed hakkında çok kötü yazılar yazılsa da hain dense de çok kıvrak zekaya sahip ve çok becerikli bir devlet adamıdır ve o dönemde devlette yaptığı reformlarla halkın sevgisini kazanmıştı.

Selçuklu’nun Zor Yılları ve Sadeddin Köpek bin Muhammed

Selçuklu’nun en son parlak hükümdarı 1.Alaeddin Keykubad, tahta çıkmadan önce öldürmeye çalıştığı ama başaramadığı kardeşi İzzeddin Keykavus’un eceliyle ölümünün ardından tahta çıkmıştır. Çok başarılı bir hükümdar olan Keykavus tabiri caizse kardeşine çok güzel bir miras bırakmıştır zira tüm düşmanlarını birçok savaşta yenmiştir. Bunun rahatlığıyla Keykubad, denizcilik ve ticaretle daha zenginleşebileceklerini düşünerek hiç vakit kaybetmeden Alanya’ya hücum etti. Öyle sabırsızdı ki kışın sefer düzenledi ve 2 ay süren kuşatma sonunda Alanya’yı fethetti. Fethettiği dönemde adı Kalonoros olan kent Alaeddin isminden esinlenilerek önce Alaiye sonra da Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte Alanya olarak anılmaya başlanmıştır. Alanya, 1.Alaeddin Keykubad’ın kentidir tabiri de buradan gelir. Bu arada bu dönemdeki birçok tarihi bilgiye İbn Bîbî uzun adıyla Nâsırüddîn Hüseyn bin Muhammed bin Alî el-Ca’ferî er-Rugadî el-Münşî sayesinde ulaşıyoruz. İranlı tarihçi Selçuklu Devletiyle ilgili en derin araştırmaları yapmış kişilerin başında gelir.

sadettin-kopek

 Yukarıdaki harita Alaeddin Kaykubad’ın dönemini göstermektedir. Akınları da haritada belirtilmiştir. Doğudaki hareketliliğin sebebi de doğudan gelmeye başlayan Moğollardan kaçan Türkmenlerin yarattığı karışıklıklardır. Keykubad uzun süre kentlerini kahramanca savunmuştur. Moğol ve Türkmen aşiretleri akını tehlikesine karşı da bu büyük hükümdar Eyyübilerle ittifak kurmuş ve Yassı Çemen Savaşında Türkmen aşiretlerinin destek verdiği Harzemşahları çok ağır bir yenilgiye uğrattı. Öyle bir ağır yenilgi oldu ki Celaleddin Harzemşah savaş meydanında can verdi. Bu destansı zaferin ardından Keykubad’ın devleti sınırlarını Gürcistan’a kadar ilerletti. İşte bu savaşta Selçuklu Ordusunun sol cenahını Sadeddin Köpek idare ediyordu. Bir rivayete göre de Celaleddin Harzemşah’ı Sadeddin Köpek‘in yakın korumaları öldürmüştür ve böylece Sadeddin Köpek hükümdarın gözüne girmeye o gün başlamıştır.

1.Alaeddin Keykubad ileri görüşlülüğü sayesinde Harzemşahları ezici şekilde yenerek, Moğolların Anadoluya akınlarını bir süre durdurmayı başarmıştır. Moğollar açık açık Alaeddinden çekiniyor ve bunu elçileriyle de sürekli dile getiriyorlardı. Hatta Eyyübilerden bu konuda destek istemişler ama Eyyübiler Moğollara destek vermemiştir. 1.Alaeddim Keykubad, çok karışık bir siyaseti yıllarca başarıyla yürütürken çok politik davranarak sadece savaş alanındaki başarılarla devletin ilelebet başarıyla yönetilemeyeceğini çok iyi biliyordu ve Moğolları daima Selçuklu üstüne kışkırtan Gürcü Krallığının üzerine küçük akınlar düzenleyerek kısmen tehdit etti ve Kraliçeden kızı Prenses Tamara’yı oğlu Gıyaseddin için istedi ve ikisini evlendirdi. Böyle Gürcü Krallığıyla akrabalık bağı kurdu. Alaeddin devleti başarıyla yönetirken maalesef bir ziyafet sırasında yediği kuş eti sebebiyle zehirlenerek öldü. Bu zehirlemeyi 2.Gıyaseddin Keyhüsrevi tahta geçirmek isteyen Saadeddin Köpek‘in planladığını öne sürenler olduğu gibi, direkt olarak babasının kardeşi İzzettin’i veliaht seçmesine sinirlenen ve eşi Gürcü Prenses Tamaradan etkilenen 2.Gıyaseddin Keyhüsrevin de planladığını öne sürenler vardır. Dahası bu zehirlemeyi devlet içine sızan Moğol ajanlarının yaptırdığını öne sürenler de vardır. Son bir iddia da özellikle Harzemşahların savaş alanında perişan edilmesi ardından o bölgede bulunan Ermeni, Kürt gibi birçok milletten askerin Selçuklu ordusuna katılmasıyla ve zamanla bazılarının yetki alarak hükümdara yaklaşmasıyla intikam sebepli zehirlemeyi planladığı ve uyguladığı öne sürülür. Hangisi doğru olursa olsun maalesef Sultan Alaeddin çok erken hayatını kaybetti ve Selçuklu tahtı için savaş başladı. Aslında babası tarafından veliaht ilan edilen İzzettin tahta geçmek için hazırlanıyordu ama 2.Gıyaseddin Keyhüsrev’in de bir planı vardı ve babasının vezirlerine hediyeler ve vaadler vererek kendi tarafına çekti. Bir tarafta İzzettini destekleyenler bir tarafta Gıyaseddini destekleyenler arasında taht için Osmanlıdaki Fetret Devrine benzer mücadele başladı. Gıyaseddin’in çabalarıyla Sadeddin Köpek Gıyaseddini destekledi ve bu güçle İzzettin’i destekleyen tüm devlet adamları öldürüldü ve şehzade Gıyaseddin, 2.Gıyaseddin Keyhüsrev olarak Selçuklu tahtına geçti. Sanılanın aksine Sadeddin Köpek, Gıyaseddini ayartmamış aksine Gıyaseddin Sadeddin Köpek‘in gücünden yararlanmış ve 2 şehzade arasından birini seçmek durumunda olan Sadeddin Köpek de Gıyaseddini seçmiş ve gücüyle de tahta çıkmasını sağlamıştır.

2.Gıyaseddin Keyhüsrev Dönemi ve Sonun Başlangıcı

sadettin--kopek

Yeni hükümdar tahta çıktığında zaten karışık olan devlet iyice karıştı. İzzettin taraftarları halk içinde belli beyleri kışkırtmaya başladı, Moğollar ve ordu içindeki Ermeni ve Kürt gruplar Alaeddin sonrası boşluğu fırsat bilerek isyan hazırlıkları yapmaya başladı ama neyse ki Sadeddin Köpek, isyanlar başlamadan isyanlara zemin hazırlayan devlet adamlarını, aşiret reisleri teker teker öldürttü. Bu hareketiyle 2.Gıyaseddin’in sağ kolu olurken son hamlesiyle de devletteki gücüne güç kattı. Sadeddin Köpek, Gıyaseddin’den de icazet alarak kardeşi İzzettin Kılıçarslanı öldürdü. Böylece 2.Gıyaseddin’in tahtına kimse göz dikemezdi. Sadeddin Köpek devlet içinde birçok ıslahat yaparak halkın da desteğini kazanmıştı. Sadeddin Köpek askeri alanda da Erzincanda Moğolları karşılaması için hazırda tuttuğu orduyla doğu sınırını garantiye almıştı. Tüm bu yaptıklarıyla Selçuklu Devletinde en önemli makamlardan olan Pervanecilik ve Saltanat Naipliğine layık görüldü. Orduların başında iken nüfuzlu komutanların verdiği unvanla Sultan Köpek olarak savaşlara katıldı. Tüm özgüvenini toplayan ve etraftan aldığı tabiri caizse gazla vezirliği küçük görmeye başladı. 2.Gıyaseddin Keyhüsrevin çok yakınında bulunduğu ve hiçbir zaman onu bu kadar korumasız yakalayamayacağı küçük bir ziyafette ordunun ileri gelenleri tarafından hükümdarın öldürülmesi ve yerine kendisinin geçmesi teklif edilmesi üzerine bunun daha zamanının olduğunu şuan bunu yapmanın hata olacağını belirtmesi ile Selçuklu tahtı fırsatını kaçırmıştır. En büyük hatası da niyetini belli etmiş ama harekete geçmemiştir. Hükümdarı öldürmeyi ona teklif edenlerden birisi de onu sonradan hükümdara ispiyonlayacak olan canını almaya kalkacak olan Sivas Sübaşı Garacadır.

Sadeddin Köpek ve İhaneti

Artık Selçuklu tahtına geçmeyi iyiden iyiye kafasına koyan Sadeddin Köpek, tahta çıkmanın yolunun Selçuklu sülalesinden olması gerektiğini düşünüyordu ve kendisinin 1.Gıyaseddin Keyhüsrevin oğlu olduğuyla ilgili bir söylenti yaydı. Bunun üzerine 2.Gıyaseddin Keyhüsrev ilk önceleri Sübaşı Garaca’nın söylediklerine inanmasa da artık Sadeddin Köpek‘in ihanet içinde olduğuna kanaat getirdi ve  planını derhal yaptı ve Sadeddin Köpek‘i bir ziyafete çağırdı. Ziyafetin sonunda üzerine saldıran Sivas Sübaşı Husameddin Garaca ve askerleri Sadeddin Köpek‘i öldürdü. Otorite sorunu yaşayan 2.Gıyaseddin de bu cesur hareketi bir şova çevirdi ve Sadeddin Köpek‘in cesedini sarayının kapısına astı.

Kösedağ Savaşı ve Selçuklu Devletinin En Zor Zamanları

Sadeddin Köpek‘in ölümünden sonra Alaeddin sonrası devletteki boşluk iyiden iyiye hissedildi ve çok değil sadece 1 yıl sonra devletin yıkılışını başlatan sürecin ilk halkası olan Alevi Türkmen ayaklanması olan Babai Ayaklanması baş gösterdi. Saadeddin Köpek tarafından iyi yönetilen Türkmenler otorite boşluğunu değerlendirmek amacıyla isyana başladı. İsyan o kadar büyüdü ki, küçük birlikler bastıramayınca tecrübesiz ve savaş deneyimi olmayan 2.Gıyaseddin Keyhüsrev, isyandan korktu ve çekildi. İsyanı bastırmak için de doğu sınırında Moğolları kontrolde tutmak için tutulan orduyu merkeze çağırdı. İsyan çok kanlı bir şekilde bastırıldı ama bu hareket Moğolların önünü açtı. Moğollar bu açığı değerlendirerek Selçuklu topraklarına girdi. İsyan bastırıldıktan 3, Sadeddin Köpek öldükten sadece 4 yıl sonra Moğollar Selçuklunun şehirlerine hücum etmeye başladı. Vezirlerini dinlemeyen ve çok yanlış kararlar alan 2.Gıyaseddin Keyhüsrev, Gürcüler ve Rumlarla takviye ettiği 80-90 bin kişilik ordusunu 3 Temmuz 1243’te Sivasta Zara Şarköy ve Suşehri üçgenindeki Kösedağı civarına getirdi. Moğolların ordusu da 30 bin kişi ile savaş meydanına geldi. Eyyübilerden destek istemeyen, hiçbir politik adım atmayan 2.Gıyaseddin Keyhüsrev sanki oyun olarak gördüğü bu savaşta Türk tarihinin en büyük hezimetlerinden birine uğradı ve Moğollar çok kolay bir şekilde ilk saldırılarında geriye çekilen Selçuklu öncü askerlerini acımasızca kılıçtan geçirdi. Ordu merkezine ilerlediğinde ise hükümdar ve yakın korumaları da geri çekilmeye başlayınca ordu arasındaki bağ çözüldü. Hükümdar otağını ve hazinelerini bile almadan savaş meydanından Konya’ya doğru kaçmaya başladı. Ordu arasındaki bağ koptuğundan Selçuklu ordusunun sağ cenahı Moğollarla gün sonuna kadar çarpıştı. Hükümdarın kaçtığını öğrenen ordunun geri kalanı da geri çekildi. Böyle bir şeyi bir Türk ordusundan beklemeyen Moğollar, bu geri çekilmeyi taktik sanmış ve 2 gün boyunca hareketsiz beklemiştir. Sonunda bunun Selçuklunun savaş meydanından kaçışı olduğunu anlayan Moğollar doğrudan Sivas’a saldırdı ve büyük katliamlar yaptı. Şehirleri yıktı, tüm eserleri tahrip etti. Anadoluda Selçuklu toprakları üzerinde istediği gibi tasarruf eden Moğollar hiçbir güçle karşılaşmadan Konya’ya geldiler. 2.Gıyaseddin Keyhüsrevin vezirlerinden Mühezzibüddin Ali, Baycu Noyanı anlaşmaya ikna etti ve Selçuklu Devletini tamamen yıkılmaktan kurtardı. Aslında devlet o gün Moğolların yönetimi altına girince yıkılmıştı ama en azından vezirin çabaları birçok Müslümanın katledilmesini engelledi.

Öldükten Sonra Bile Savaş Kaybeden Hükümdar: 2.Gıyaseddin Keyhüsrev

Savaşın ardından Tokat’a kaçan hükümdar, anlaşma sağlanınca Konya’ya geri döndü ve sonrasında tüm devlet işlerini Şemseddin İsfahani isimli vezirine bıraktı. 3 yıl sonra da çok sevdiği ve beslediği hatta Kösedağ Savaşında yanında götürdüğü vahşi hayvanlarından Pars tarafından ısırıldı ve öldü. Bu sırada Alaiye’de idi. Öldüğü sırada Tarsus’a Ermeniler üzerine sefere çıkan vezir, ordusunu da alıp, başarıya ulaşması kesin görülen seferden apar topar geri döndü. Yaşarken savaşlar kaybeden 2.Gıyaseddin Keyhüsrev. öldükten sonra bile savaşların kaybedilmesine sebep oldu. Ondan sonra tahta Moğolların ataması ile oğlu II. İzzeddin Keykavus çıkarıldı.
Anadolu Selçuklu Devleti 1308 yılına kadar varlığını sürdürmüş olsa da 1243 yılından sonra 65 yıl boyunca Moğol egemenliğinde yönetildi.

Talihsiz Devlet Adamı: Sadeddin Köpek

Bu dönemi Osmanlıdaki Kanuni Sultan Süleyman dönemine çok benzetir ve 1.Alaeddin Keykubadı da Muhteşem Süleyman gibi kudretli bir hükümdar olarak görürüm. Bu dönemin diğer benzerlikleri de tam Alaeddin döneminde olmasa da ilerleyen dönemlerinde bahsettiğim gibi güçlü bir vezirin varlığı ve onun öldürülme şekli çok benzerdir. Ayrıca Alaeddin’in veliaht olarak İzzeddin Kılıç Arslan’ı istemesi ama tahta bir oyunla hiç de tahta layık olmayan 2.Gıyaseddin Keyhüsrev’in çıkması da 1.Süleyman dönemine benzer. Zira Sultan Süleyman tahta cengaver oğlu Bayezid’in layık olduğunu bilir ama Şehzade Selim’in oyunlarıyla Bayezid asi olur, çıkıverir ve Süleyman içi kan ağlayarak devletin bekası için şehzadesinin katlini sağlar ve tahta hiç de o tahtı hak etmeyen Selim geçer. 2.Selim dönemi her ne kadar başarılı yıllar olsa da bunun da ana sebebi Sokollu Mehmet Paşa gibi çok güçlü bir sadrazamın oluşudur. Yine 2.Gıyaseddin’in beceriksizliğine rağmen devletin her alanını yöneten vezir Sadeddin Köpek vardır. Bunca benzerliğe rağmen Selçuklunun talihsizliği Alaeddin çok genç yaşta zehirlenerek öldürülmüş ama Sultan Süleyman çok uzun yıllar tahtta kalmıştır. Bir diğer Selçuklu Devletinin şanssızlığı da Sadeddin Köpek‘in özellikle çevresinin etkisiyle ve 2.Gıyaseddin Keyhüsrev’in zayıflığı sebebiyle ihanete düşmesi, bunun sonucunda da hükümdar tarafından öldürtülmesidir. Zaten Sadeddin Köpek sonrasında oluşan boşluktan kısa süre sonra Selçuklunun kara günü Kösedağ Savaşında Selçuklunun ipi Moğol komutanı Baycu Noyan tarafından çekilmiştir. Bu arada Kösedağ Savaşıyla ilgili bir savaş yazısını da yakında yazacağım, bu savaş Türkler için çok önemli bir savaş ve bir hükümdarın nasıl savaş kaybettirdiğini görmek açısından çok önemlidir.

Özetle Sadeddin Köpek haindir, kötü bir devlet adamıdır demek ona haksızlık olur. Hain değildir demek de maalesef hayatının sonlarında Selçuklu tahtına göz dikmesi sebebiyle mümkün değildir. Ancak tarihte çok net ifadelerle böyle değerli devlet adamlarını suçlamak doğru değildir. Özetle sevapları kadar günahları da vardır ama net olarak kötü bir devlet adamıdır, devlete zrar vermiştir diyemeyiz aksine devlete büyük hizmetleri olmuştur. Sadeddin Köpek haindir demek kolaycılık olur zira üstüne atılan suçların birçoğu aslında ona atılan iftiralardır. Öldürdüğü diğer devlet adamları ve 2.Gıyaseddin’in tahta çıkarılması konusundaki suçlamalar ise son derece acımasızdır. Zira Sadeddin Köpek, 2 şehzade arasında birini seçmiş ve sonra devlet bekası için devlet içindeki düşmanlarını öldürmüştür. Son derece zeki ve becerikli bir devlet adamı olan Sadeddin Köpek son yıllarda sadece fazla gücün esiri olmuş ve çevresindekilerin yönlendirmesiyle ihanet içinde olmuştur. Son olarak; 2.Gıyaseddin Keyhüsrev’in hataları yüzünden devletin ve halkın düştüğü durumu görünce keşke Sadeddin Köpek yönetimi ele geçirse daha mı iyi olurmuş diye düşünmeden edemiyorum.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

3 yorum

  1. İbrahim Bey, oldukça detaylı ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Tebrik ederim. Köpek isminin kökeni konusunda sizin yorumunuz en doğrusu görünüyor zira etimoloji konusunda güvendiğim bir kaynak olan nisanyansozluk.com a göre de köpek kelimesinin kökü köpürmek fiilinden geliyor ve iri, kabarık gibi bir anlamı var. Özellikle o dönemde kelime henüz yaygınlaşmadığından da yerici bir ibare olarak kabul etmemek gerekir.
    Selamlar.

    • Fatih bey, güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Detaylı bir çalışma yapmadan yazmamaya gayret ediyorum ki zira binlerce insan bu yazılanları okuyor. Yanlış bilgilenmelerini istemem. Yazımda da belirttiğim ve sizin de belirttiğiniz üzere köpek kelimesi yerici bir kelime değil aksine yüceltici bir kelime hatta isimdir.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Bumerang - Yazarkafe
Humans
Akılda Tutulmalı
Her zor ve doğru kararı verdiğinizde biraz daha cesaretleniyorsunuz; ve her kolay ve yanlış kararı verdiğinizde biraz daha korkaklaşıyorsunuz. - Ben Horowitz, Andreessen Horowitz