• TARİH: 10.09.2017
Waterloo Savaşı ve Napolyon’un Sonu

Waterloo Savaşı ve Napolyon’un Sonu

CORRECTION-BELGIUM-WATERLOO-BATTLE-NAPOLEON

Bugün daha önceden de savaş konusunda yazdığım yazılara benzer bir yazı yazacağım. Bu savaş öyle bir savaş ki, tarihin gördüğü en büyük komutanlardan birinin sonunu hazırlayan, bizler için çok önemli olmasa da Avrupa için bir dönüm noktası olan ve Avrupayı derinden etkileyen bir savaş: Waterloo Savaşı

waterloo-aniti

Waterlooda Bulunan Waterloo Savaş Anıtı

 Yine her zaman olduğu gibi konumuzla ilgili birçok kimsenin bilmediği birkaç noktaya ve bu savaşa sıklıkla bakılmayan bir açıdan bakmaya çalışacağız ve sonuçlarını yorumlayacağız. Öncelikle Waterloo Savaşı neden çıktı, bu savaşın adı neden Waterloo bunların cevabını arayalım. Waterloo, günümüzde Belçikada bulunan Valon Brabant iline bağlı 30 bin civarında bir nüfusu olan kasabadır. Savaş zamanında ise çok daha küçük ve bira yapımında ustalaşmış sakinleri olan bir köydür. Savaşın adı da buradan gelir. Savaş tam da burada olduğu için adı Waterloo Savaşı olmuştur.

Bu savaş neden çıktı sorusunun cevabı ise aslında çok basit, şöyle ki  özetle Moskova Fatihi Napolyon Bonapart‘ın elde ettikleriyle yetinememesi, düşüşte olduğunu kabullenememesi, tekrar yükselişe geçmek isteyişi, tekrar tüm Avrupaya kafa tutması sonucu bu savaş çıkmıştır. Napolyon tüm Avrupayı kasıp kavuran savaşlarına devam ediyor; İngilizler, İtalyanlar, Flamanlar, Almanlar başta olmak üzere tüm Avrupaya hakimiyetini hissettiriyordu. Tüm Avrupa da artık bu baskılardan kurtulmanın yollarını ararken büyük bir askeri deha olan Napolyon’un ordularının inanılmaz kuvvetine karşı koyamıyorlardı. Fransaya mutlak hakim olan kralı tahtından alan, halkın desteğini her daim arkasında hisseden Napolyon, savaşlarda cesur ve inanmış asker bulmakta hiç zorlanmıyordu. Bu da inanılmaz zaferleri çok kolay şekilde almasının altında yatan sebeptir.

Napolyon Bonapart

Napolyon Bonapart

Napolyon öyle bir komutan, generaldi ki sıradan bir subayken katıldığı savaşta üstlerinin bile tesir edemediği kaçan kendi kuvvetlerini geri savaş alanına çevirerek ki bu birçok kitapta yazmaz, Augustin Robespierre isimli ihtilalci liderin günlüğünden alınan bir bilgidir. Neyse bu kaçan kuvvetleri çevirerek İngilizlere çok ağır bir yenilgi yaşatmıştır. Zaten bu savaştan sonra Napolyon meşhur olmuştur.Bu başarısından sonra Napolyon çok hızlı bir şekilde orduda yükselmeye ve ciddi görevler almaya başladı. Sonra Fransadaki karışıklarla ve İtalyadaki savaşlarda başarılarından dolayı İtalyan ordularının başına geçti, İtalya Kralı oldu daha sonra da Fransa İmparatoru oldu. Bu süreç çok hızlı olsa da bunlar hemen olmadı tabii. Napolyon zaferler kazandıkça Fransada karizması gittikçe yükseliyor, ona hayran olanlar artıyordu. Halk desteği ile meydanlarda Napolyon sesleri yükseliyordu. Ve o Napolyon sadece 10 yılda yenmedik Avrupalı ordu bırakmamış, dönemin süper gücü İngilizleri her savaşta yenmiş hatta perişan etmiştir. Hiçbir Avrupalı’nın alamadığı Moskovayı almıştır. Tüm Avrupa onun askeri zekasına hayran kalmış ama ordularının da vahşetinden kurtulamamıştır. Bir yandan İtalyayı işgal ediyor oradan Mısıra geçiyor zaferler kazanıyor daha sonra Moskovayı alıyor. İşte böyle bir lider Napolyon ama işte duracağı yeri bilemeyince tabir doğru ise çok zıplayınca Moskova dönüşü yorgun düşen ordusuna Rusların alçak saldırısı sonucu ağır yara alıyor ve soğuğun da etkisiyle ordusunun tamamına yakınını Rusyada bırakmış ama yine de  Fransaya sağ salim dönmüştür. Ama bu gelişme Avrupalı devletlerde Napolyonun yenilebileceği fikrini oluşturdu. Ordusunu da kaybetmesi cesaretlerini artırdı. Ama yine de içlerindeki korkudan kurtulamıyor eski hezimetler akıllarına geliyordu ve Rusların alçak saldırısı sonucu olanlar tam bir cesaret veremiyordu özellikle İngilizlere ve Almanlara. O dönemde Napolyonun ordularından daha büyük ordular kurmak imkansızdı, eşit güçlerle de Napolyonun yenilmesi çok zordu. Bu sebeplerle Fransaya saldırmak hala çok zordu. Ayrıca Mısırda İngilizleri madara eden Napolyon’un askeri dehası hala İngilizlerin hafızasında idi. Zaten Napolyon eğer kaybedecekse bunu İngilizlerden başkası yapamazdı. Ruslar kendi ülkeri dışında tarih boyunca büyük zaferler kazanmış veya seferlere çıkmış bir devlet sahibi olamamıştır. Ruslar her daim çok iyi savunma yapan komutanlarla nam salmıştır. 2.Dünya savaşı da Stalingrad Savunması da buna güzel örnektir.

leipzig-muharebesi

Leipzig Savaşı

Biz konumuza dönelim. Napolyon bahsettiğimiz gibi ordusunu kaybetmiş ama hala Avrupa karşısında karizmasını korumaya devam ediyordu, ta ki 1813 Ekim’inde Leipzig Savaşında 150 bin kişiden oluşan ordusu Rus-Alman-İsveç-Avusturya İttifakına karşı saldırıp ve kaybedinceye kadar. Napolyon kendisine karşı oluşan nefretin farkında olmasına rağmen İtalya ve Fransadaki halk desteğine güveniyordu. Ama bütün Avrupa da Napolyondan kurtulmak için tekrar tekrar koalisyonlar kuruyordu. Leipzigde koalisyon orduları artık aldıkları yenilgilere yenisini eklemek istemiyordu ve bu savaşta Fransız süvarilerini etkisiz bırakmak için çok sayıda süvari ile savaşa katıldı ve Napolyonun ordusundaki acemi askerlerin fazlalığı sebebiyle zor da olsa Napolyonu yenmeyi başardılar. Leipzigdeki yenilgi sonrası Parise dönemeyen Napolyon’un yerini hemen Kral 17.Louis aldı ve tahta çıktı ama çok geçmeden 1 yıl dahi olmadan Napolyon çevresinde oluşan halk desteğiyle Parise geldi ve tahtı ele geçirdi. Kral Louis de kaçtı. Napolyon, Leipzig de yapamadığını yapmak için kurulan ittifakları kırmak için karizmasını tekrar tesis etmek için, halkına, askerine kendini ispatlamak için bir saldırı düzenlemeye karar verdi. Koalisyon güçleri tekrar birleşmeden onları teker teker yenmeyi düşünüyordu ki Prusyadan bir orduyu yine Belçika civarında tabiri caizse hacamat etti. Ama Von Blucher ve Wellington Belçikaya doğru birleşmek üzere yola çıkmıştı ve İngilizler önceden gelerek Belçika’nın Brüksel kenti yakınlarında ordusunu konuşlandırdı ve Napolyon da Belçika civarında büyük bir savaşın olacağını ve yakınlarda bir yerde onu bekleyen orduların olduğunu biliyordu ki onu Waterlooda karşılayacak orduları bulacaktı. Ama İngilizleri ve Hollandalıları yenebileceğini ama Prusya’nın desteği ile iki ateş arasında kalacağından işinin zora gireceğini düşünüyordu. Bu sebeple en güvendiği subaylarından Mareşal Grouchy’e 24 bin askeri tahsis eder ve ”Von Blucheri Waterlooda görmek istemiyorum.” diyerek emri çok açık şekilde iletir: ”Prusya ordusunu durdur.” Mareşal Grouchy yola koyulur ve Prusya ordusuna Belçika topraklarında güzel bir karşılama yapmaya hazırlanır. Diğer tarafta Napolyon ve Wellington arasındaki buluşma tabii ki tam da Waterloo’nun alabildiğince geniş yemyeşil düzlüğünde gerçekleşti. İşte bu yemyeşil, alabildiğince düz olan sadece bir kaç ufak tepenin bulunduğu güzel yer Waterloodur.

waterloo-duzluk

battle-of-waterloo

Savaşa hazırlık olarak Fransa çok iyi  durumda idi ve Napolyon ordusunu çok güzel konuşlandırmıştı. Napolyon’un elinde süvari sayısı azalmış olsa da bazı sayılara göre 150.000 civarında bazı sayılara göre 77.000 asker bulunmaktadır. Bu sayılardan 77.000 sayısı çoğunluğun kabul ettiği ve birçok tarihi araştırma ile kanıtlanmış sayıdır. Bundan sonraki sayılarda da bu çoğunluğun onayladığı ve kanıtları, belgeleri olsan sayılar üzerinden gideceğiz.  Napolyonun ordusu karşısında ne yapacağı merak edilen Arthur Wellesley’in komuta ettiği koalisyon ordusu Napolyonu karşılamaya hazırlanmıştı ve bu ordunun komutanı yağışlı havayı iyi tahmin etmiş ve savaş anında süvarilerini çok düşük sayıda tutarak düşmanı kanatlarda hareketsiz tutmuştur. Savunma konusunda uzman olan İngiliz komutan bir yükseltiyi arkasına alarak Hollandalı milislerle kalabalık oluşturup, savunma hattını güçlendirmeyi  düşünmüş ve o açıdan savaş alanında yerini çoktan almıştır. Koalisyon güçlerinde de toplam 78000 asker vardır yani tam bir denk mücadele olacaktı. Bu ordunun 28 bin kadarı Hollandalı askerlerdi. Bu askerlerden de 18 bin kadarı çok da tecrübeli olmayan askerlerdi ki Wellington o Hollandalıları çok da savaşın içine sokmadan kalabalık göstermeye çalıştı. Ancak geri kalan Hollanda süvarileri oldukça ağır zırhlarıyla düşman üzerinde korku salıyorlar ve de sağlam bir hat oluşturuyorlardı. Wellington da o süvarileri yanından hiç ayırmadı. Sadece 6 bin kadar Hollandalıyı Fransızların sol kanadına saldırmak için kaydırdı yine onları çabuk dağılacağından korktuğu için arasına Belçikalı tecrübeli askerlerden Van Brinnon komutasındaki birliği koydu. Daha sonra da yine o kısımdan Prusya askerlerinin onlara destek olarak geleceğini biliyordu. Savaşa sonradan katılacak olan ve Fransızları kıstıracak olan birlik, Von Blucher komutasındaki Prusya ordusu idi. Bu arada Von Blucher’e geçmeden, Arthur Wellesley demişken birçok kitapta General Wellington olarak bilinir ama adı Arthur Wellesley’dir. Arthur Wellesley, Wellington Dükü olduğu için asıl ismi pek kullanılmamıştır.

Arthur Wellesley

Arthur Wellesley

Bu savunma dehası İngiliz komutanın tarih sayfalarında adını sıkça görürüz. Bu komutan büyük bir savunma dehası olsa da asıl namını, şanını Napolyona borçludur. Onca savaş yapsa da Napolyonu yenerek üne kavuşmuştur. Avrupada Napolyonun ne kadar üstün askeri deha olduğuna dair görüş varsa bir o kadar da Wellington’un savunma dehası olduğuna dair geçerli kanı vardır. Bu savunma dehası İngiliz general, Napolyonu karşılarken onun ordusunun konumunu çok güzel tahlil etmiş ve piyadelerini tam Napolyonun koruma timinin karşı cenahına mevzilendirmiş, tüm savunmayı göbekte tutmayı başarmıştır. Zaten zaferin anahtarı da buradadır. Wellington Napolyonun en güçlü yanını yumuşak karnı olarak nitelemiş ve süvarileri kilitleyerek zafer kazanmıştır. Ayrıca topçu subayı olan Napolyonun asıl topları meşhurdu, her savaşa normalden çok fazla top getirir ve savaşın başında rakibini darmadağın ederdi ama Wellington onlardan hiç korkmuyordu çünkü Waterloo düzlüğü tam bir çamur deryası idi ve Napolyonun meşhur Fransız Howitzer top mermileri çamurda hiçbir işe yaramayacaktı. Toplardan istediği verimi alamayan Napolyon, kanatlardan da dolanamayan süvarileri ile savaşta etkisiz kalmıştır. Fransız ordusunun en güçlü yanı süvariler olmayınca piyadeler kahramanca savaşsa da başarılı olmaları çok zordu.

waterloo_grafik

Waterloo Savaşında Orduların Konumları

???????????????????????????

waterloo-belçika

Waterloo (Hakim Tepeden)

Diğer taraftan Wellington Prusya ordusunun geleceğini biliyordu ama bu ordunun zamanında geleceğinden tam anlamıyla emin değildi ve içten içe korkusu da yok değildi. Napolyon, muzaffer bir komutandı. Wellington ise sıradan bir subaydı. Korkmakta haklı idi. Korkuyordu ama Wellington savaşa çok iyi hazırlanmıştı. Napolyon ise belki de savaşı kaybetmesinin ana sebebi olan gururu ile savaş meydanında bulunuyordu. Wellington’un bir diğer korkusu da ne kadar iyi savunma yapsa da Napolyona tek başına karşı koyamazdı. Von Blucher, Prusya ordusunun başında ona desteğe gelecekti ama gelmeyebilirdi veya gelemeyebilirdi. Bunu da hesaba katan Wellington, her imkanı değerlendirme hesapları yapmıştır. Belki Prusya ona büyük bir güç sağlayacaktı ama savaş anılarında Wellington, Braunschweig ordusunun önemini daha fazla vurguluyor ve ”Braunschweig askerleri bir önceki savaşta kaybettiklerinin acısıyla savaşacaklar, bu Napolyonun gazabı olacak” diyordu. Tüm asker sayıları arasında en küçük birlik olarak görünen bu intikam yemini eden askerler gerçekten kahramanca savaştılar ve savaşta küçük birlik olmalarına rağmen kilit noktada durdular. Braunschweig piyadeleri ve süvarilerini ordusunun sağ tarafına yerleştiren Wellington Fransızların sol cenahında bulunan muzaffer Pire Süvarilerini bu kahraman askerlerle karşıladı. Braunschweig askerlerine o kadar güveniyordu ki Wellington, onların Fransız süvarilerine geçit vermeyeceğinden emin gibiydi. Zira Braunschweig askerlerinin arkası boştu Napolyon eğer o savunmayı delseydi İngiliz ordusunun arkasına dolanır ve savaşı çok kısa sürede kazanırdı. Tabii az sonra bahsedeceğimiz küçük bir çiftlik binasının da, Napolyon’un ordusunun sol cenahtan saldırılarında başarısız olmasının payı olduğunu göreceğiz.

waterloo-prusya-Braunschwei

Yüksek ve Waterloo düzlüğüne hakim bir tepeye konuşlanan İngilizler, Napolyonun saldırısını tabiri caizse arkalarını sağlama alarak beklemeye koyuldu. Kendine çok güvenen Napolyonun saldıracağından emin olan Wellington, psikolojik bir harp de başlatmış daima bandosuna zafer marşları çaldırıyordu. Napolyonun artık yaşlandığı gibi dedikodular ayyuka çıkmış her yerde konuşuluyordu. Tabii bu dedikoduların çıkış kaynağı belliydi. Ama gerçekten de Napolyon eski Napolyon değildi. Yaşlılıktan ziyade mide ve basur rahatsızlığı onu çok zorluyordu. Basur, at üstünde durma ve ordularının başında durmasına engeldi.

waterloo-savas-harita

Haritanın büyük hali için resme tıklayın.

Napolyon tarafında ise Napolyonun en güvendiği komutanı olan Michael Ney boş durmuyor İngilizleri kalbinden vuracak planlar yapıyordu ama işte burada İngilizlerin oyununa gelerek Napolyonun da savaşa büyük tesir etmemesinden kaynaklı yanlış bir karar vererek en güçlü askerlerini tam Wellingtonun bulunduğu bölümün karşısına konumlandırdı. Göbekte kalan Ney, kanatlardan süvarilerin savunmayı yaramaması hatta geri çekilmesiyle kapana kısılacaktı ama Ney bunu gördüğünde çok geç olacaktı. Ama artık tüm yerleşmeler hazırdı ve savaşa ramak kalmıştı ki, Napolyonun o meşhur emri geldi, ”Fransa için, aileniz için, kendiniz için HÜCUUUM”

waterloo_battle

Böylece her zaman ve her savaşta olduğu gibi ilk saldıran Napolyon olmuştur ve savaş tam anlamıyla başlamış artık planlar, tahminler değil, tecrübe, yetenek, güç konuşacaktı. Yıl 1815 tam tarih de 18 Haziran 1815, Saat sabah 7. Napolyon kanatlardan süvarilerin sol taraftan daha ilerilere sokulması ve orada savunmayı kırmasını emretti ama orada müthiş bir savunmayla karşılaşan süvariler ilerlemeyi sağlayamadı ama yine de Napolyon İngiliz ordusunun merkez komutanlarının dikkatini istediği gibi kanatlara çekti. Saldırı kanatlarda olunca da toplarıyla İngiliz ordusunun göbeğini çok da iyi konumlandıramadığı toplarla dağıtmak isteyen Napolyonun planları toplarının konumları itibariyle suya düşmüştü. Diğer tarafta İngilizler için de işler ilk başta kötüye gitse de önceki gün yağan yağmur süvarileri, topları yani Fransız ordusunun göz bebeği birliklerini etkisiz kıldı. Wellington yağmurun sağladığı avantaj ile birlikte kanatlardaki savunmanın da cesaretiyle piyadeleri ilerlemeleri ve safları bölerek Fransız süvarilerine saldırmalarını emretti. Bu cesur karar karşısında Ney hemen süvarileri geriye çekti ve ağır piyadeleri göğüs göğüse çarpışma için öne çıkardı. Yüksekte olmasının avantajını çok iyi kullanan Wellington, Fransız piyadelerini püskürtmeyi başardı. Ama Fransız piyadeleri tekrar saldırıyor hatta ek birliklerle göbekte bir delik açmaya çalışıyordu. İlk birkaç güçlü saldırı İngilizler tarafından savuşturuldu ama Fransızların güçlü saldırıları İngilizlerin morallerini alt üst etti. Koalisyon ordusunun sağ cenahında mükemmel bir savunma yapan Platt’ın birlikleri ile Braunschweig birlikleri de artık yorulmuştu ve tam da savaş alanının ortasında bulunan savaştan sonra çok meşhur olacak olan Hougoumont çiftliğini tam bir üs olarak belirlemiştir. Savaş öncesinde alana yerleşirken bu çiftliğe zaten en iyi silah kullanan adamlarını yerleştiren Wellington bir binayı savunma için ne kadar iyi kullanabilecekse o kadar iyi kullanmıştır. Burada Fransızlar çok kayıp verse de çiftliği 2 kez ele geçirmiş ama birincisinde Braunschweig birliği tarafından geri alınan çiftlik ikinci kez de Buckingham Sarayı’nın meşhur muhafızları olan Coldstream Muhafızları tarafından geri alınmıştır.

hougoumont

Meşhur Hougoumont Çiftliği

Çiftlik etrafında bulunan birlikler burayı çok iyi şekilde savununca Napolyon o bölgeden bir daha hiç saldırmamıştır. İngilizlerin sağ tarafında bunlar olurken Fransız topları merkezi dövüyor ve sağ cenahta da başarılı bir savunma veriliyordu. Ancak Wellington çok iyi biliyordu ki Prusya orduları zamanında gelmezse direnemezdi. Wellington işte tam da orada ”Ya bir an önce gece gelmedi ya da Von Blucher” gelmeli diyerek Fransız süvarileri karşısında ne kadar zor durumda olduğunu belirtmiştir. Napolyon, İngilizlerin savaş alanındaki moral bozukluğunu fark eder etmez, tüm süvarileri savaşa sokmak ve tabir doğru ise işi bitirmek için harekete geçti ki, tam o sırada korktuğu başına geldi ve subayı Mareşal Grouchy başarısız olmuştu ve Prusya ordusu tam zamanında doğudan Waterloo düzlüğüne girdi. Mareşal Grouchy neden başarısız oldu veya ne oldu,nasıl yenildi sorusunu merak ettiğinizi biliyorum. Mareşal Grouchy, koca Prusya ordusunu savaş alanından 50-100 km. uzakta bir alanda bulamadı. Napolyon bir tek askerin bile hesabını yaparken 24 bin askeri Belçikanın geniş çayırlarında geziniyordu. Napolyon, Mareşal Grouchy’ye savaş alanına gelmesi için emirler gönderse de emirler yolda İngiliz askerleri tarafından imha edilmiştir. Yine de diğer tarafta Napolyon ve ordusu Koalisyon Güçleri ile savaşa tutuşmuştu. Top sesleri göğü yırtıyordu ama Grouchy savaş meydanına gitmeye gerek duymadı, Napolyondan gelecek emri bekledi. Napolyon büyük bir komutan olarak durumu hemen tahlil etti ve kendi ordusunun sağ tarafında kalan süvariler hariç diğer süvarileri kanatlardan merkeze doğru çekmeye başladı. Bu doğru bir hareket olsa da Fransız ordusunda saflar ayrışmaya başladı. Bu açığı gören İngilizler, en güçlü ve elit süvarilerinden oluşan bir tugayı savaşın tam ortasına yolladı. Napolyon bu süvarileri durdurmazsa ordusunun ikiye bölüneceğini anladı ve merkeze çektiği süvarilerine, İngiliz süvarilerini durdurma ve yok etme emrini verdi. Fransız süvariler her zamanki gibi başarılı bir şekilde İngilizleri püskürttü dahası çok büyük kayıplar verdirdi. Bu Fransız ordusunda büyük bir moral kaynağı oldu. Bu sırada Wellington, Hollandalı süvarileri de arkadan yollamaya niyetlenirken Von Blucherin iyice Fransız ordusuyla temasa girmeye yaklaştığını ve Hollandalı milislerin can siperhane hatları savunduğunu görünce bundan vazgeçti ve savaş sonrasında ”Eğer Hollandalı süvarileri de Fransızların merkez cenahına yollasam onları da kaybedecektim” demiştir. Napolyon Prusya ordusunun sağ taraftan iyice sokulduğunu görünce tecrübesiyle onları orada hafif süvarilerle bir müddet tutmak istedi ve o sırada düşmanın merkezine en elit birlikleri olan Roussel ismiyle ünlenen ağır süvarilerini yolladı. Burada devereye İngilizlerin meşhur kare savunması girdi ve İngilizler bu savunma ile 4 kere saldıran Fransız süvarilerini 3 kez normal olarak sonuncu kez de çok ağır kayıplar vererek püskürttü.

Dellevoet-cavalry

Napolyon bir deha olarak bunu da hemen farketti ve daima savaş sırasında topla dövdüğü merkez cenaha bütün toplarını yöneltti. Toplar havadan dolayı çok etkili olamasa da hepsi merkeze yönlenince bir anda 1 saat önce binlerce kişinin dakikalar içinde öldüğü alan bomboş kaldı. Napolyon’un ordusundaki bazı komutanlar savaşın kendi lehlerine döndüğünü bile düşünecek kadar buna seviniyorlardı ki artık Prusya ordusu Fransızlarla ilk temasa girdi. Napolyon da artık işlerin kendisi açısından kötüye gittiğini veya gideceğini kavramış olsa da “Askerler! Sabahleyin zafer kazanma şansımız yüzde 90’dı. Şimdi yüzde 60’tır. Hala üstün durumdayız.” diyerek askerlerinin moralini yüksek tutan meşhur sözleri söylemiştir.

Marschall_Vorwärts-blucher

Von Blucher

Meşhur Alman komutan Blucher savaş alanına gelir gelmez top yekün tüm ordusunu savaşa sokmuş ve savaşın seyrini değiştirmiştir ama Prusya ordusu da çok fazla kayıp vermiştir. Aslında Blucher’in ordularının fazla kayıplar vermesi koalisyon ordularında bir moral bozukluğu yaratmıştır ama kısmen çekilmeye başlayan koalisyon güçlerinin ardına kuvvetlerini sevk edemeyen Napolyon ilk kez bir savaşta kritik bir hata yapmıştır. Savaşın dönüm noktalarından birisi olan bu anda Napolyonun kurmaylarının da öngörüsüz olduğu anlaşılmaktadır. Napolyondan sonra en yetkili komutan Ney ise merkez cenahta ne yaptığını bilemeyecek kadar savaşın ortasında kalakalmıştı ama düşman merkez cenahını da tam anlamıyla dağıtmıştı. Canını ortaya koyarak merkezde güçlü kalan Fransızlar, sağ kısımdan gelen Prusya ordusunu da püskürtünce ve peşlerinden gitmeyince tüm gücünü Wellingtonun tam üstüne yöneltti. Elindeki tüm güçleri savaşa sokan Napolyon, dünya tarihine ”Korkusuz Birlik” olarak geçen meşhur muhafızlarını da Wellington üzerine gönderir ki, onların savaş alanın adım atması bile İngilizleri, Hollandalıları, Prusyalıları korkutmaya yeterdi ve öyle de oldu. Von Blucher savaş sonrasında ”Maalesef Fransızların o son saldırısını müttefiklerimize acıyarak izledik” demiştir. Bu muhafızlar tüm İngiliz piyadeleri yarar ve dağınık halde duran Hollandalı süvarileri de tabiri caizse ezer geçer. Savaş alanında taraflı tarafsız herkes savaşın Napolyonun lehine döndüğünü düşünürken, Napolyon yine yaptı yapacağını derken, savunma dehası Wellington’un bir planı vardır ve ona savaşı kazandıran tepenin en üstlerine çıkar ve orada tüm silahlı birliklerini toplar, üstte kalmanın avantajını da kullanarak o fırtına gibi hızlı gelen süvarileri ilk saldırı dalgasıyla ikiye böler. Sağa dağılan Fransız süvarilerde geriye doğru bir hamle olur ki işte o an moraller alt üst olur. Diğer tarafa açılan süvariler ise isimlerine yakışır halde tekrar ve tekrar saldırır. Ama tepeyi aşamaz ve geri çekilir. Geri çekilmeyen birlik geri çekilir. Tüm savaş alanı şaşırmıştır. Fransızların muzaffer birliği dağılmıştı. Tüm olumsuzluklara rağmen her zorluğu savaş alanında defalarca aşan Napolyonun, artık yapacak hamlesi kalmamıştı. Napolyonun artık idam sandalyesine vurulacak tekmeyi beklemekten başka çaresi kalmamıştı. Efsane artık bitmişti.

napoleon-bonaparte

Napolyon Bonapart

Diğer tarafta ise Wellington, zaferin avuçlarında olduğundan artık emindi ve emrindeki tüm birliklere saldırı emrini verdi.

waterloo-savas

Prusya bir koldan İngilizler, Hollandalılar, Belçikalılar ve tüm birlikler diğer koldan,  topluca Napolyonun muzaffer ordusunu, futbol dünyasından bir tabirle Waterloo çimlerine gömmek için saldırıya geçmişti. Wellington emrindeki tüm birlikler meydanda Fransız avlamaya başladılar. ”Korkusuz Birlik” efsanesi de Waterlooda yenilmiş bir birlik oldu ama tüm teslim olun çağrılarına uymayan bu gururlu muhafızlar ”Ölmek, katledilmek, param parça edilmek sizlere teslim olmaktan çok daha gururludur. Bir Fransız muhafızı asla teslim olmaz” diye haykırarak ölmeyi seçtiler. Tüm bu olanları uzaktan izleyen Napolyon’un ise ağladığı rivayet edilir. Sonuçta Napolyon efsanesi Waterlooda bitti. Sadece 16 saatte toplamda 43 bin kişi öldü. Napolyon savaş alanından ölmeden ve esir olmadan uzaklaşsa da çok geçmeden İngilizler tarafından yakalandı ve kuş uçmaz bir ada olan Aziz Helena’ya sürgün edildi. 1821 yılına gelindiğinde hala eceliyle ölmeyince İngiltere Kralı 4.George’un bizzat emriyle zehirlenerek öldürülmüştür. Onun esir halinden bile İngilizler korkmaktaydı. Zaten 19 yıl sonra Fransızlar, Napolyonun naaşını almak için adaya gittiğinde naaşın hiç bozulmadığı fark ederler ve vücudunda yoğun şekilde arsenik olduğu tespit edilir.

Hakkında sayısız kitaplar, filmler, belgeseller çekilen Waterloo Savaşı mutlak Fransa mağlubiyeti ile sonuçlanmıştı. Avrupa’nın kaderi değişmişti. Bu önemli savaşın üzerinden 200 yıl geçmiş olmasına rağmen hala Waterlooya milyonlarca insan akın ediyor ve o savaş canlandırılıyor, Napolyon ile ilgili milyon dolar bütçeli bilgisayar oyunları yapılıyor, filmler çekiliyor, tarihi tartışmalar hala devam ediyor. 200. yıl olması münasebetiyle bu yıl daha fazla gündeme gelen bu savaşta Napolyonun son kez Waterlooda taktığı şapkası bir müzayedede 1.9 milyon Euroya yakın bir bedele Güney Koreli bir iş adamına satıldı. Yani Napolyon yıllar geçse de unutulmuyor ve unutulmayacak da. Dolayısıyla Waterloo Savaşı da unutulmayacak. Kolay değil Napolyon efsanesi bu savaşla bitti.

Bu önemli savaş için söylenmiş ve günümüze gelen ilginç sözler de vardır. Bu savaş, çok ünlü yazarları bile derinden etkilemiştir.

“Waterloo bir savaş değildi; evrenin değişen yüzüydü” Victor Hugo, Sefiller

napolyonun-sapkasi-satildi

waterloo-savasi-filmi

waterloo-canlandirma

Bu sene savaşın 200.yılı yine coşkuyla karşılanacak.

waterloo-total-war

Napolyon adına çıkan Total-War Serisi

waterloo-kitap

Waterloo için yazılan kitapların, filmlerin, belgesellerin sayısı hakkında tahminde bulunmak çok zor.

Napolyon, Waterloo Savaşı’nı neden kaybetti? Bu sorunun tabii ki çok cevabı var. Bence de birkaç cevabı var. Waterlooda sadece 16 saatte Avrupanın kaderi yeniden çizilmişti ve yenilmez denen ordular yenilmiş, Napolyon efsanesi bitmişti. Napolyon’un kibri savaşı kaybetmesinde büyük bir etkendir. Ayrıca Napolyon mide rahatsızlığı ve özellikle basur sebebiyle ordusuna etkili şekilde tesir edememiştir. Napolyon yoksa Grouchy yüzünden mi kaybetti?

Tabii hep kaybeden tarafından bakmayalım diğer tarafta da bir savunma dehası Wellington vardır. Braunschweig askerlerinin destansı savunması vardır. Hougoumont Çiftliği vardur. Bu çiftliği savaş öncesinde çok iyi donatan Wellington’un dehası var. Yani sebep çoktur. Zaten tek bir sebepten olması da beklenemez.

Ne yani koca Avrupa’nın kaderini kökten değiştirecek bir savaş, basur yüzünden mi kaybedilmişti?

Kaynaklar: Waterloo 1815 kitabı – G.Wootten, Efsane Komutanlar ve Zaferleri- J.Black, Savaş ve Strateji İle İlgili Görüşlerim – N.Bonaparte

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

7 yorum

  1. Arkadaşlar güzel yorumlarınız için teşekkürler, bu aralar yoğunluğum var ama sözümü unutmadım merak etme Mahmut ;)

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Bumerang - Yazarkafe
Humans
Akılda Tutulmalı
Her zor ve doğru kararı verdiğinizde biraz daha cesaretleniyorsunuz; ve her kolay ve yanlış kararı verdiğinizde biraz daha korkaklaşıyorsunuz. - Ben Horowitz, Andreessen Horowitz